Selanik.. Kordonu, havasi,denizi, kizi ile Izmir'in ikizi.
Kucuktum adini ilk duydugumda.
Annem ogretmen oldugu icin o okuldayken beni ananemin evine birakirdi. Ananemler... Kisin soba ustunde isinan caydanliktan sobaya dusen suyun tis tis sesleri, buyukbuyuk babamin taradigi Celal Bayar benzeri kaslari - ki benzerligi soylendiginde cok sinirlenirdi- , hamurisleri, aci biberli fasulye corbasi, duvarda asili iki resim. Biri Ataturk, digeri Ecevit, isimlerinin sonuna "hanim"takisi eklenmis komsu teyzeler, limon kolonyasi kokusu bir de yunler, tiglar, orgu sisleri.. Beni ayiplamayin adini ilk duydugum zamanlar tam da bu zamanlar iste. Selanik orgusu diye bisey vardi ve pek modaydi.
Sonralari buyukbabamin dizinin dibinde "muhacir" oykulerini dinlerken Selanik'in bir orgu modelinden daha cok; uzaklarda kalmis guzel bir sehir oldugunu ogrendim. Daha ilkokula baslamamistim.
Okumayi ogrendikten sonra ansiklopediler cevirmeye basladim. Haritalarda ufacik dolma parmaklarimla gezdim, bayraklarin renklerini, ulkelerin baskentlerini ezberledim. Insan bilemez tabi harita uzerinde "temsilen " gezdigim o yerleri bir gun gelip de surekli ziyaret edecegim. ( Bu bendeki cografya, gezi, atlas meraki baska bir yazinin konusu olsun bu arada )
Ah Selanik nerden bilirdim seni bu kadar sevecegimi?
Carsamba- persembe gunu geldi gecti. Sergi bitti, ben cuma gunu sabah 8 otobusuyle evime donme niyetiyle yola ciktim. Taksi beni ucu ucuna yetistiremedi, dakika farkiyla otobusu kacirdim. Ama demek ki bu bir isaret, sehir beni birakmak istemedi. Yasasin!. Bavullar emanete, ben ilk belediye otobusuyle sehir merkezine.. Sabah daha 8:30. Elimde profesyonel olmayan fotograf makinasi , Selanik, sabah esintisi,mis gibi hava.
Siz olsaydiniz ne yapardiniz? Ben yurudum yurudum fotograf cektim. ( buraya kadar okuyanlari uyarayim, cok fotograf, uzun yazi var ona gore )
Kucuktum adini ilk duydugumda.
Annem ogretmen oldugu icin o okuldayken beni ananemin evine birakirdi. Ananemler... Kisin soba ustunde isinan caydanliktan sobaya dusen suyun tis tis sesleri, buyukbuyuk babamin taradigi Celal Bayar benzeri kaslari - ki benzerligi soylendiginde cok sinirlenirdi- , hamurisleri, aci biberli fasulye corbasi, duvarda asili iki resim. Biri Ataturk, digeri Ecevit, isimlerinin sonuna "hanim"takisi eklenmis komsu teyzeler, limon kolonyasi kokusu bir de yunler, tiglar, orgu sisleri.. Beni ayiplamayin adini ilk duydugum zamanlar tam da bu zamanlar iste. Selanik orgusu diye bisey vardi ve pek modaydi.
Sonralari buyukbabamin dizinin dibinde "muhacir" oykulerini dinlerken Selanik'in bir orgu modelinden daha cok; uzaklarda kalmis guzel bir sehir oldugunu ogrendim. Daha ilkokula baslamamistim.
Okumayi ogrendikten sonra ansiklopediler cevirmeye basladim. Haritalarda ufacik dolma parmaklarimla gezdim, bayraklarin renklerini, ulkelerin baskentlerini ezberledim. Insan bilemez tabi harita uzerinde "temsilen " gezdigim o yerleri bir gun gelip de surekli ziyaret edecegim. ( Bu bendeki cografya, gezi, atlas meraki baska bir yazinin konusu olsun bu arada )
Ah Selanik nerden bilirdim seni bu kadar sevecegimi?
Carsamba- persembe gunu geldi gecti. Sergi bitti, ben cuma gunu sabah 8 otobusuyle evime donme niyetiyle yola ciktim. Taksi beni ucu ucuna yetistiremedi, dakika farkiyla otobusu kacirdim. Ama demek ki bu bir isaret, sehir beni birakmak istemedi. Yasasin!. Bavullar emanete, ben ilk belediye otobusuyle sehir merkezine.. Sabah daha 8:30. Elimde profesyonel olmayan fotograf makinasi , Selanik, sabah esintisi,mis gibi hava.
Siz olsaydiniz ne yapardiniz? Ben yurudum yurudum fotograf cektim. ( buraya kadar okuyanlari uyarayim, cok fotograf, uzun yazi var ona gore )
Otobusten iner inmez saga dogru kivrilip Aristoteles meydanina dogru yurumeye basladim. Ise yetisme telasindaki insanlarin arasinda sabah turisti edasiyla yurumek -en azindan benim icin- keyifliydi.
"Ax Ellada s'agapao" yani "Ah Yunanistan seni seviyorum" yaziyor. Mart 2011'de Selanik'te yasamini yitiren Manolis Rosoulis'in bir sarkisi ama binaya neden asildigi ve ofisin ne oldugu hakkinda bir bilgim yok.. Selanik'te yasayan arkadaslar bir zahmet biliyorsaniz yorumlarinizda yardiminizi beklerim.
Hem Aristoteles meydanini hem de ona dogru inen bu caddeyi cevreleyen binalarin estetigi muhtesem. Ben detay insaniyim. Her seferinde baska bir detay yakalamak cok eglendirici..
Terkenlis Selanik'in en eski pastanelerinden bir tanesi. bizim paskalya coregi diye bildigimiz corek ile unluler. Keske fotograflardan koku almak mumkun olsaydi da cevreye yayilan o coreklerin kokusunu simdi siz de alsaydiniz. Yakin plan almak istedim ama henuz vitrin duzenlemesini yapmamislardi.
En sonunda meydana ve oradan da denize ulastim.
Sergi su arka planda gorunen liman binalarindan birindeki kafede yapildi..
Ve denize bir selam cakip gerisin geri merkeze geri dondum. Madem vaktim var bir kahve iceyim, belki kumas alirim.
Kahvemi karton bardakta aldim, disari cikip fotograftaki simitciden de bir simit aldim, kahveme katik yaptim. Sohbet ede ede karsilikli ictik.. Burada simitin adi; kuluri. Simitcinin adi Pavlos. Ve tabii ki cogunluk Yunan vatandasi gibi frappesini hupletiyor.
Sonra geze geze ne zamandir aradigim puantiyeli keten kumas satan bir yer buldum. Turk oldugumu ogrendiklerinde daha gecen hafta Istanbul'da olduklarini soyleyip ne kadar misafirperver oldugumuzdan dem vurdular. Aslinda burada da ayni misafirperverlik soz konusu. Bu arada kumascinin adi da Pavlos imis. Her gordugumun adini sormuyorum tabii ki sonra postayla kumas gonderebilir misin diye sordugumda adamcagiz kartini verdi oradan gordum :)
E bu kadar lafi gec sergi nasil gitti diye soranlara gelsin cevabim. Direk satis beklentim yoktu krizden oturu ama gene de satisim fena degildi. Daha cok olarak amacladigim uzere siparis aldim , dukkan sahipleri ile coklu satis icin anlastim, aklima turlu turlu fikirler geldi, yeni stand arkadaslarim oldu, Selanik'te yasayan arkadaslar ( Yelda, Yelda, Yasemin, Bihter, Nur, Gorkem, Talar, Sibel, Nese Abla ) standimizi ziyaret etti hasret giderdik, gulustuk, eglendik.. Nil son dakika ziyareti ile yorgunlugumuzu aldi, gulmekten karnimizi agritti :) Bahar sagolsun gene bana evini acti, Aris'in kuzenleri bu sefer bizzat gelip neden bizde kalmadin diye posta koydular .. :)
Son fotograflar da sergiden gelsin o zaman:
| Sergide bir de sac tasarimi sovu vardi. Isteyenlerin sacina boyle seyler yaptilar. Ben istemedim :) |
| Denizi de karsimiza aldik, keyfimize diyecek yok. |
Son bir kelam daha..
Selanik seni seviyorum. Orada yasamasam bile en azindan yakinindayim. Ne mutlu bana ki gelip gidip hasret giderebiliyorum .
Bir sonraki randevuya kadar kendine iyi bak.
